Gül hastalığı, yüz bölgesindeki belirli kan damarlarının genişlemesine, yanak ve burunda kızarıklıklar ortaya çıkmasına ve sivilce benzeri şişliklere neden olan kronik bir cilt hastalığıdır. Kızarıklık ve sivilce benzeri şişlikler daha çok burun, yanaklar, alın, çene, boyun ve göğüs bölgesinde görülür.
Gül hastalığı özellikle kadınlarda ve açık tenli kişilerde sıklıkla görülür. Erkeklerde bu durum daha da kötüleşerek ortaya çıkabilir. Tedavisi genellikle ortaya çıkan semptomlara yönelik olarak uygulanır.
Kesin nedeni bilinmemekle birlikte, cilt hassasiyeti, UV ışınları gibi çevresel faktörler ve stres etkenleri yanı sıra ciltte yaşayan mikroplar, yüzde bulunan kan damarlarındaki anormallikler ve mikroskobik akarlara karşı cildin verdiği kimyasal reaksiyonun sonucu gül hastalığının ortaya çıktığı görülmüştür.
Rozase (Gül hastalığı) nedenleri şöyle sıralanabilir:
Ayrıca genetik yatkınlık, kan damarlarındaki sorunlar, bağışıklık ve sinir sistemi, demodeks gibi deri akarları ve bağırsak bakterileri de gül hastalığına neden olan etkenler arasında yer alır.
Gül hastalığında burun yanak, alın ve çene gibi yüz bölgesinde kızarıklık, kan damarlarının belirginleşmesi, kaşıntılı sivilce görünümü şeklinde döküntüler, ciltte yanma hissi yaygın belirtiler olarak ortaya çıkar.
Akne rozasea yani gül hastalığı belirtileri genel olarak şunlardır:
Cerrahi müdahale (ameliyat) gerektirmeden, genellikle iğneli işlemler, lazer teknolojileri veya özel cihazlar kullanılarak cildi gençleştirmeyi, yenilemeyi ve şekillendirmeyi amaçlayan güvenli uygulamalardır. Botulinum toksin (botoks), dolgu, gençlik aşıları, mezoterapi ve lazerle cilt yenileme en popüler örnekleridir.
Botoks: Mimik kullanımına bağlı oluşan dinamik kırışıklıkları (alın, göz çevresi vb.) kasları geçici olarak gevşeterek hafifletir.
Dolgu: Yaşla birlikte azalan hacmi geri kazandırmak, derin kırışıklıkları doldurmak veya hatları belirginleştirmek (dudak, çene, elmacık kemiği) amacıyla kullanılır.
Hayır, işlemler oldukça konforludur. Uygulama öncesinde bölgeye lokal anestezik kremler sürülerek cildin uyuşması sağlanır. Ayrıca kullanılan birçok enjektör veya cihaz sistemi kendinden ağrı azaltıcı teknolojilere sahiptir.
Evet, medikal estetik uygulamalarının en büyük avantajı "öğle arası estetiği" olarak adlandırılmalarıdır. İşlem sonrasında hafif bir kızarıklık veya küçük morluklar oluşabilir ancak bunlar makyajla kolayca kapatılabilir ve sosyal hayatınızı etkilemez.
Hayal ettiğiniz taze ve dinamik görünüm için aklınızdaki tüm soruları yanıtlamaya hazırız; bize dilediğiniz an ulaşabilirsiniz