Akne ve Sivilce Tedavisi

Akne Tedavisi

Sivilce veya ergenlik sivilcesi olarak da tanımlanan akne; pilosebase yapıların kronik, iltihabi ve çok faktörlü bir deri hastalığıdır.

Akneye özellikle yüzde, omuzlarda, sırtın üst kısmında ve dekolte bölgesinde rastlanmaktadır. Nadiren, yüz tutulumu olmaksızın sadece gövde de görülebilmektedir. Çoğunlukla ergenlik döneminde başlamakta ve 13-18 yaşındaki ergenlerin yaklaşık yüzde 80-85’i sivilceden etkilenmektedir. Ancak birçok olguda sivilce, herhangi bir yaş grubunda başlayabildiği gibi yetişkinliğe kadar da devam edebilmektedir.

Akne;

  • Tüm insanlarda yaşam boyunca çok veya az fark etmeksizin ortaya çıkabilir,
  • Ergenliğe girilen 12-14 yaş aralığından başlayarak yaşam boyu akne lezyonları görülebilir,
  • Kadınlarda hormonal değişikliklerden kaynaklı ortaya çıkabilir,
  • Genetik geçmişinde akne problemi olan kişilerin akneye maruz kalma olasılığı yüksektir.

Aknenin Belirtileri Nelerdir?

  • Sebore (yağlanma artışı),
  • Genişlemiş gözenekler,
  • İltihaplı olmayan komedonlar,
  • Deride yüzeysel iltihaplı papül ve püstüller (lezyonlar),
  • Derin iltihaplı nodül, kist ve apselerle belirti göstermektedir.

Akne iyileşme sürecinde deride skar (iz) bırakmaktadır. Skar gelişimi lezyonların şiddetinden ve hastanın yaşından bağımsız olarak gelişebilmektedir. Sıklıkla “skar” olarak adlandırılan yara izleriyle iyileşen akne,

  • Yüzde 99 yüz,
  • Yüzde 60 sırt,
  • Yüzde 15 gövde ve omuzlara yerleşmektedir.

Klinik olarak aknenin öncelikle sebum (yağ bezlerinin meydana getirdiği salgı) artışıyla belirti göstermesi deri yüzeyinin aşırı yağlı görünmesine neden olmaktadır. Pilosebase yapıların deriye açıldıkları kanal ağızlarının genişlemesiyle deride, portakal kabuğu gibi gözenekler oluşmaktadır. Pilosebase yapıda kanalın tıkanması sonucunda mikrokomedonlar gelişmektedir. Deri yüzeyinde yapılan klinik muayenede fark edilemeyen mikrokomedonlar, zamanla cilt yüzeyinde fark edilebilen komedonlara dönüşmektedir. Komedonların varlığı ve sayısı aknenin klinik şiddeti ile paraleldir. Daha sonra da papül, püstül, kist ve abse gelişebilmektedir.

Sorunuz mu var?

Sorularınızı yanıtlamak ve size en uygun çözümleri sunmak için buradayız

Cerrahi müdahale (ameliyat) gerektirmeden, genellikle iğneli işlemler, lazer teknolojileri veya özel cihazlar kullanılarak cildi gençleştirmeyi, yenilemeyi ve şekillendirmeyi amaçlayan güvenli uygulamalardır. Botulinum toksin (botoks), dolgu, gençlik aşıları, mezoterapi ve lazerle cilt yenileme en popüler örnekleridir.

  • Botoks: Mimik kullanımına bağlı oluşan dinamik kırışıklıkları (alın, göz çevresi vb.) kasları geçici olarak gevşeterek hafifletir.

  • Dolgu: Yaşla birlikte azalan hacmi geri kazandırmak, derin kırışıklıkları doldurmak veya hatları belirginleştirmek (dudak, çene, elmacık kemiği) amacıyla kullanılır.

Hayır, işlemler oldukça konforludur. Uygulama öncesinde bölgeye lokal anestezik kremler sürülerek cildin uyuşması sağlanır. Ayrıca kullanılan birçok enjektör veya cihaz sistemi kendinden ağrı azaltıcı teknolojilere sahiptir.

Evet, medikal estetik uygulamalarının en büyük avantajı "öğle arası estetiği" olarak adlandırılmalarıdır. İşlem sonrasında hafif bir kızarıklık veya küçük morluklar oluşabilir ancak bunlar makyajla kolayca kapatılabilir ve sosyal hayatınızı etkilemez.